26 Mart 2026 Perşembe

ABD Borsasından Temettü Alan Türk Yatırımcılar İçin Vergi Rehberi

ABD borsalarına yönelen Türk yatırımcıların sayısı her yıl artıyor. SCHD, VYMI, JEPQ gibi yüksek temettü verimliliğine sahip ETF'ler özellikle uzun vadeli portföy kurmak isteyenlerin radarında. Ama bu yatırımların vergi boyutu çoğu zaman göz ardı ediliyor. Oysa doğru yapılandırılmazsa sürpriz vergi faturalarıyla karşılaşmak kaçınılmaz.

Bu rehber, Türk vatandaşlarının ABD borsasından elde ettiği temettü ve satış kazançlarında hangi vergi yükümlülükleriyle karşılaştığını somut örneklerle açıklıyor. Yatırım kararı almadan önce güncel Gelir İdaresi Başkanlığı duyurularını takip etmenizi ve bir vergi danışmanına başvurmanızı öneririz.




İki Farklı Gelir, İki Farklı Vergi

ABD borsasından elde edilen gelirler temettü ve satış kazancı olarak iki ayrı kategoride değerlendiriliyor. Her birinin vergilendirme mantığı farklı.

Temettü Gelirleri

2026 yılı için beyanname verme sınırı 22.000 TL. Yıl içinde aldığınız temettü toplamı bu tutarın altında kalıyorsa beyanname vermenize gerek yok. Bu sınırı aşarsanız tüm temettü geliri gelir vergisine tabi hale geliyor.

ABD tarafında otomatik olarak yüzde 30 stopaj kesiliyor. Ancak aracı kurumunuz aracılığıyla W-8BEN formunu doldurursanız Türkiye ile ABD arasındaki vergi anlaşması devreye giriyor ve bu oran yüzde 20'ye düşüyor. Beyanname verirken "yurt dışında ödenen vergiler" kaleminden bu yüzde 20'yi Türkiye'deki gelir vergisinden düşebiliyorsunuz, yani aynı gelir için iki kez vergi ödemenin önüne geçilmiş oluyor.

Aracı kurumunuzun size 1042-S formu vermesi bu mahsup işlemi için gerekli. Formu almayı unutmayın.

Sık sorulan bir soru da şu: temettüleri otomatik olarak yeniden yatırsam yine de vergi öder miyim? Cevap evet. Temettü hesabınıza girdiği anda "kazanç" sayılıyor, paranın cebinize geçip geçmemesi vergi yükümlülüğünü değiştirmiyor.

Satış Kazançları

Bu kısım biraz daha teknik ama Türkiye'deki enflasyon düzeltmesi mekanizması sayesinde reel kazanç üzerinden vergi ödüyorsunuz. Nominal değer üzerinden değil.

Şöyle bir örnek üzerinden gidelim: Şubat 2020'de 10.000 dolara aldığınız bir ETF, o günkü kurla 100.000 TL'ye denk geliyor. Şubat 2026'da aynı ETF 25.000 dolara çıktı ve satış günkü kurla 750.000 TL değerinde.

Enflasyon düzeltmesi için alım ve satım tarihlerindeki bir önceki aya ait Yİ-ÜFE endeks değerlerine bakıyorsunuz. Örneğin Ocak 2020 endeksi 500, Ocak 2026 endeksi 3.000 olsun. Endeks 6 katına çıkmış, dolayısıyla alış maliyetiniz de 6 katına güncelleniyor: 100.000 TL × 6 = 600.000 TL.

Gerçek kazancınız: 750.000 TL eksi 600.000 TL = 150.000 TL.

2026 vergi dilimlerine göre bu tutar 190.000 TL'nin altında kaldığından yüzde 15 oranıyla vergilendiriliyor: 22.500 TL vergi.

Kazancın daha yüksek olduğu bir senaryoda, örneğin 350.000 TL reel kazançta: ilk 190.000 TL için yüzde 15 olan 28.500 TL, kalan 160.000 TL için yüzde 20 olan 32.000 TL ve toplam 60.500 TL vergi çıkıyor.

Bu vergi 2027 Mart ayında beyan ediliyor ve Mart ile Temmuz olmak üzere iki taksitte ödeniyor. Parayı bir yıl daha elinizde tutmuş oluyorsunuz.


Kayıt Tutmadan Olmaz

Bütün bu hesaplamaların yapılabilmesi için her alım-satım işleminin kayıt altına alınması şart. Tarih, ETF adı, birim fiyat, toplam tutar ve işlem gününün TCMB dolar alış kurunu içeren bir Excel tablosu tutun. Bu bilgi olmadan enflasyon düzeltmesi hesaplanamıyor ve vergi beyannamesi doğru doldurulamıyor.

Aracı kurum olarak Interactive Brokers (IBKR) Türk vatandaşlarına hesap açıyor ve düşük komisyon oranlarıyla öne çıkıyor.


Özet

W-8BEN formunu doldurun, temettü stopajını yüzde 20'ye düşürün ve beyannamede mahsup edin. Tüm işlemlerinizi anlık TCMB kuruyla kaydedin. Satış kazançlarında Yİ-ÜFE endeksini takip ederek enflasyon düzeltmesinden yararlanın. 22.000 TL beyanname sınırını aşıp aşmadığınızı her yıl kontrol edin.

ABD borsası uzun vadeli temettü yatırımı için cazip bir alan. Ama vergi tarafını bilmeden ilerlemenin bedeli ağır olabiliyor.

23 Mart 2026 Pazartesi

e-Devlet'ten Dijital Kaza Tespit Tutanağı Nasıl Tutulur?

Kaza yaptınız, karşı araçla çarpıştınız, yaralı yok. Şimdi ne yapacaksınız? Geleneksel yöntemde kağıt-kalem aramak, şemayı elle çizmek, imza toplamak... Oysa e-Devlet uygulamasıyla bu işlemi birkaç dakikada, tamamen telefon üzerinden halledebiliyorsunuz. Tabii her koşulda sorunsuz çalıştığını söylemek zor, ama önceden bilmek büyük fark yaratıyor.




Başlamadan Önce Gerekli Koşullar

Dijital tutanak sürecinin işleyebilmesi için her iki sürücünün de telefonunda e-Devlet uygulaması açık olmalı, iki aşamalı doğrulama (2FA) aktif ve konum servisi açık olmalı. Bu üç koşuldan biri eksikse sistem ilerletmiyor.


Adım Adım Nasıl İşliyor?

Her iki sürücü de e-Devlet uygulamasını açıp arama çubuğuna "kaza tespit" yazıyor. Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi hizmeti çıkıyor, "Tutanak İşlemleri" butonuna basılıyor.

Burada roller ayrılıyor: bir sürücü "Yeni Tutanak Oluştur", diğeri "Yeni Tutanağa Dahil Ol" seçeneğini seçiyor. Her iki taraf da ekrandaki şartları onaylıyor. Yaralanma olmadığı, alkollü araç bulunmadığı, ehliyet ve ruhsatın mevcut olduğu teyit ediliyor.

Araç bilgileri otomatik geliyor. Araç sizin adınızaysa plakayı seçmeniz yeterli. Şirket aracı veya kiralık araçsa "Farklı Araç Ekle" seçeneğiyle ruhsatın karekodunu okutuyorsunuz.

Kaza detayları bölümünde her iki taraf fotoğraf yükleyip kazanın nasıl gerçekleştiğini yazıyor. Sistemdeki hazır şema üzerinden araçların ilk çarpışma noktaları işaretleniyor, elle çizim yapmaya gerek kalmıyor.

Eşleştirme aşamasında "dahil olan" tarafın ekranında QR kod çıkıyor. Tutanağı başlatan taraf bu kodu kamerasıyla okutunca iki tutanak birbirine bağlanıyor. Son onay verildiğinde tutanak dijital ortamda kaydediliyor ve sigorta şirketlerine otomatik iletiliyor.


Gerçek Hayatta Nasıl Gidiyor?

Kullanıcı deneyimleri karışık. Birçok kişi sistemi kullanışlı buluyor ancak panik anında adımları hatırlamakta zorlandığını söylüyor, bu yüzden önceden bir kez incelemek mantıklı.

Teknolojiye uzak sürücülerle karşılaştığınızda süreç tıkanabiliyor. "Sen beni dolandırıyorsun" tepkisi bile alabileceğiniz aktarılıyor. Bu durumlarda telefonun ekranını karşı tarafa da gösterecek şekilde tutmak güven sorununu bir ölçüde çözüyor.

Sistem zaman zaman bağlantı sorunu yaşıyor. Bir kullanıcı üç kez baştan başlamak zorunda kaldığını ve sonunda kağıt tutanağa döndüğünü aktarıyor. Bu yüzden "ya çalışmazsa" ihtimaline karşı araçta her zaman kağıt tutanak bulundurmak hâlâ mantıklı.


Kısaca

Dijital tutanak, doğru koşullarda yani yaralanmasız, anlaşmalı, iki tarafın da akıllı telefon ve internet erişimine sahip olduğu durumlarda kazadan sonraki süreci ciddi ölçüde kısaltıyor. Her durumda çalışacağının garantisi yok ama nasıl kullanıldığını bilmek, kaza anında kafanızın daha net çalışmasını sağlıyor.

Umarım hiç lazım olmaz; ama lazım olursa bu adımları hatırlamak işi çok kolaylaştırıyor.

22 Mart 2026 Pazar

Trafik Denetim Noktaları Artık Haritada: Gerçekten İşe Yarıyor mu?

Bayram dönüşlerinde "ileride radar var mı?" sorusu artık farklı bir boyut kazandı. İçişleri Bakanlığı'nın sunduğu interaktif panel sayesinde iller arası radar noktaları, hız koridorları ve jandarma kontrol noktaları canlı harita üzerinde görülebiliyor — en azından teoride.




Sistem Nasıl Çalışıyor?

icisleri.gov.tr adresindeki panele e-Devlet üzerinden veya doğrudan erişilebiliyor. Kalkış ve varış noktanızı girdikten sonra sistem rota üzerindeki aktif denetim noktalarını haritada gösteriyor. Veriler yaklaşık 30 dakikada bir güncelleniyor — bayram gibi yoğun dönemlerde bu güncelleme sıklığı makul bir güncellik sağlıyor.

EDS (Elektronik Denetleme Sistemi) haritasıyla birlikte kullanıldığında daha kapsamlı bir tablo çıkıyor.


Ama Bir Dakika — Bu Bilgi Doğrulanabilir mi?

Sosyal medyada dolaşan paylaşımlar sistemi övse de bazı kullanıcılar e-Devlet'te böyle bir sekme bulamadığını bildirdi. Bu tutarsızlık önemli: ya sistemin erişim yolu değişti, ya tarayıcı veya cihaza göre farklı görünüyor, ya da paylaşımın bir kısmı abartılı.

Dolayısıyla bu bilgiyi kullanmadan önce bağlantıyı bizzat test etmenizi öneririm. Çalışıyorsa harika; çalışmıyorsa alternatif olarak Yandex Haritalar veya Google Maps'in trafik yoğunluğu katmanları benzer işlevi görüyor.


Asıl Tartışma: Şeffaflık mı, Caydırıcılık mı?

Burada gerçek bir gerilim var. Denetim noktalarını önceden açıklamak, sürücülerin o bölgede hız kesmesini sağlıyor — bu kısa vadede kaza riskini düşürebilir. Ama denetim noktasını geçtikten sonra tekrar hızlanılıyorsa kazanım sınırlı kalıyor.

Öte yandan sabit radar konumlarının zaten çoğu sürücü tarafından bilindiği ve navigasyon uygulamalarında işaretlendiği düşünüldüğünde, bu bilgiyi resmi kanaldan sunmak en azından dürüst bir yaklaşım. "Sürpriz denetim" mantığının trafik güvenliğini artırdığına dair kanıt da o kadar güçlü değil.

Asıl mesele şu: kurallara uymak yalnızca kamera varken değil, her koşulda gerekli. Sistemi "radar kaçırma aracı" olarak değil, güzergah planlaması ve yoğunluk tahmini için kullananlar için gerçekten değerli bir araç.

21 Mart 2026 Cumartesi

Savaştan Önce ve Sonra: İran'ın Değişen Konumu

Rakamlar ve olgular bazen uzun analizlerden daha keskin konuşur. Bu metindeki "savaştan önce / şimdi" karşılaştırması tam da bu yüzden dikkat çekici — İran'ın bölgesel konumunun nasıl dönüştüğünü somut biçimde ortaya koyuyor.




Ne Değişti?

Güç projeksiyonu açısından İran, çatışma öncesinde bölgesel etkisini daha temkinli ve sınırlı kullanıyordu. Bugün ise Husiler, Hizbullah ve Irak'taki vekil güçler aracılığıyla ABD müttefiklerini doğrudan hedef alıyor ve bu tutumundan geri adım atmıyor.

Petrol geliri meselesinde tablo daha da çarpıcı. Yaptırımlar teoride hâlâ geçerli ama Washington'ın "sınırlı" kısıtlamaları fiilen gevşetmesi, Tahran'ın petrol satışlarını sürdürmesinin önünü açtı. Paranın "bir şekilde zor" akacağına dair güvenceler ise pratikte pek bir şeyi değiştirmiyor.

Hürmüz Boğazı meselesi belki de en somut güç kaymasını temsil ediyor. Hindistan ve Japonya gibi ABD'nin yakın ortakları, gemilerinin güvenli geçişi için Tahran'dan fiilen onay alıyor. Bu bir nezaket değil, siyasi nüfuzun pratik ifadesi.

Rejim değişikliği senaryosu ise artık gündemden düşmüş durumda. ABD yönetimi içinden gelen değerlendirmeler bile bunun yakın vadede gerçekleşebilir bir hedef olmadığını açıkça gösteriyor.


"Kazanmak" Ne Demek?

Metnin en sert sorusu bu. ABD'nin bu çatışmayı askeri olarak kazanamayacağını söylemek doğru olmaz — kapasitesi tartışılmaz. Ama "kazanmak" kelimesinin içinin ne ile doldurulduğu, maliyetin kime yükleneceği ve hangi stratejik amaca hizmet edeceği hâlâ belirsiz.

Bu belirsizliğin ortasında kalan ise sivil hayatlar. Metin bunu sert ama yerinde bir şekilde söylüyor: masum insanlar, net bir stratejisi olmayan bir operasyon ile bir terör rejimi arasında sıkışmış durumda.


Sonuca Dair

Metnin vardığı noktayı özetlemek gerekirse: bu tür çatışmalar ateş gücüyle değil, müzakere masasında kapanıyor. Tarih bunu defalarca gösterdi — Vietnam, Afganistan, Irak. Sonuç her seferinde diplomatik bir çerçeveye sığdırıldı, savaş alanında ilan edilen bir zaferle değil.

İran meselesinde de farklı bir sonuç beklemek için elimizde güçlü bir neden yok. Asıl soru şu: diplomasiye ne zaman ve hangi koşullarda geçilecek — ve o noktaya gelindiğinde masaya kim ne getiriyor olacak?

17 Mart 2026 Salı

Emekli Kartı Nedir, Nasıl Alınır?

SGK'nın geliştirdiği Dijital Emekli Kimlik Kartı, emekli statünüzü her yerde hızlıca kanıtlamanızı sağlayan resmi bir dijital belge. Müzeden tiyatroya, otobüs biletinden banka işlemlerine kadar pek çok alanda indirim ve ücretsiz hizmetlere kapı açıyor. 2026'da "Emekliler Yılı" kapsamında genişletilen uygulamayla EYT'liler dahil yaş sınırı olmaksızın tüm emekliler — 4A/SSK, 4B/Bağ-Kur ve 4C/Emekli Sandığı — bu karttan yararlanabiliyor.

Kart tamamen dijital kullanılabiliyor: telefonunuzda PDF olarak taşıyabilir ya da çıktı alarak cüzdanınıza koyabilirsiniz. QR kodu sayesinde karşı taraf saniyeler içinde doğrulama yapabiliyor.





Nasıl Alınır?

En hızlı yol e-Devlet. turkiye.gov.tr adresine giriş yapın, arama çubuğuna "SGK Emekli Dijital Kart Oluşturma" yazın. KVKK onayını verin, kart ekranda oluşuyor. QR kodlu PDF'i indirin — bu kadar. Başvuru tamamen ücretsiz, birkaç dakika sürüyor.

SGK'nın özel portalı olan emekliler.gov.tr üzerinden de erişilebiliyor. Akıllı telefon kullanmayan emekliler için en pratik seçenek ise SGK il veya ilçe müdürlüğüne şahsen başvurmak — fiziksel kart bu şekilde alınabiliyor.


Ne Gibi Avantajlar Sağlıyor?

Kültür ve doğa: Tüm Devlet Tiyatroları oyunları ücretsiz. Kültür ve Turizm Bakanlığı'na bağlı tüm müze ve ören yerleri — Efes, Göbeklitepe, Topkapı Sarayı, Sümela Manastırı ve daha fazlası — ücretsiz giriş. Milli Parklar ve Tabiat Parkları da aynı kapsama dahil.

Ulaşım: Şehirlerarası otobüs biletlerinde en az yüzde 20 indirim, TCDD trenlerinde yüzde 10-20 arası indirim. Bazı belediyelerde şehir içi toplu taşımada da indirimli kart hakkı tanınıyor.

Konaklama: Öğretmenevleri, Polisevleri, DSİ ve Karayolları misafirhanelerinde konaklama ve yemekte yüzde 15-50 arasında indirim. Belediye sosyal tesislerinde de çeşitli avantajlar mevcut.

Bankacılık: Maaş aldığınız bankada aidatsız kredi kartı, havale ve EFT ücreti muafiyeti, şubelerde öncelikli hizmet. Her banka farklı kampanyalar sunuyor, maaş aldığınız bankayla görüşmek fırsatları netleştirir.


Hemen Alın, Avantajları Kaçırmayın

Kartı oluşturduktan sonra PDF'i hem telefonunuza kaydedin hem de bir çıktı alın. Müzeye girerken, otobüs bileti alırken ya da banka şubesine gittiğinizde QR kodu okutmanız yeterli. Sorularınız için SGK'nın Alo 170 hattını arayabilir ya da e-Devlet üzerinden sorgulama yapabilirsiniz.

Hürmüz'de Ne Kaybedilir, Ne Kazanılır?

 

Hürmüz'de Ne Kaybedilir, Ne Kazanılır?

Tarihte imparatorlukların yıkılış anlarına bakıldığında, çoğu zaman tek bir muharebe değil, tek bir sembolik yenilgi dönüm noktası olmuştur. 1956'da İngiltere Süveyş Kanalı'nda askeri olarak yenilmedi; geri çekilmek zorunda bırakıldı. Bu farkın kendisi yeterliydi — ve dünya bunu anında okudu.

Bugün Hürmüz Boğazı, benzer bir okuma anının eşiğinde duruyor.




Boğazın Ağırlığı

Dünya petrol ticaretinin yüzde yirmi ila yirmi beşi Hürmüz'den geçiyor. Bu rakamın ne anlama geldiğini somutlaştırmak gerekirse: Japonya'nın, Güney Kore'nin ve Hindistan'ın enerji ithalatının büyük bölümü bu dar boğazdan akıyor. ABD'nin Körfez'deki askeri lojistiği de dahil. Boğaz kapandığında ya da güvensiz hale geldiğinde, bu bir fiyat artışı haberi değil, küresel ekonominin nefes borusunun tıkanması anlamına gelir.

İngiltere için Süveyş bu denli kritikti, çünkü Hindistan'a açılan kapıydı. Boğazı kim kontrollerse, İngiliz imparatorluğunun can damarını kim tutuyorsa oydu. Mısır'ın kanalı millileştirmesi tek başına askeri bir tehdit değildi; sembolik olarak "artık siz değil, biz karar veriyoruz" demekti. ABD ve Sovyet baskısı karşısında İngiltere'nin geri adım atması ise o mesajı dünyaya tescil ettirdi.


İran'ın Hesabı

İran'ın askeri kapasitesini ABD ile kıyaslamak anlamsız — zaten İran böyle bir kıyaslamaya girmiyor. Asimetrik savaşın mantığı farklı çalışır: güçlü tarafın gücünü sarf etmesini sağla, süreci uzat, maliyeti yükselt, karşı tarafın halkını ve siyasetçilerini yıldır.

Vietnam bu stratejinin en bilinen örneği. Irak ve Afganistan da. ABD her ikisinde de savaş alanını kaybetmedi; ama her ikisinden de çekildi. Çünkü demokratik toplumlarda kamuoyunun savaş toleransı sınırlıdır. Özellikle ekonomik baskı hissedildiğinde — benzin fiyatları, enflasyon, seçim kaygıları — bu tolerans çok daha hızlı erir.

İran'ın stratejisi basit bir formüle dayanıyor: kendi halkına fedakarlığı ve zaferi sat, karşı tarafa acıyı ve maliyeti sat. Kendi cephesinde intikam, onur ve tarihsel haklılık anlatısı işliyor; karşı cephede ise pompa fiyatları ve asker kayıpları.


Süveyş Benzetmesi Nereye Kadar Tutarlı?

Benzetme güçlü ama birkaç önemli farkı görmezden gelmemek gerekir.

İngiltere 1956'da zaten gerileme sürecindeydi. İki Dünya Savaşı'nın yarattığı borç yükü, sömürgelerdeki bağımsızlık hareketleri ve ABD'nin yükselen hegemonyası — Süveyş bunları başlatmadı, görünür kıldı. Yani kriz bir nedenin değil, bir sonucun işaretiydi.

ABD için Hürmüz senaryosu farklı bir bağlamda gelişiyor. Amerikan hegemonyası zaten çok kutuplu bir dünyanın baskısı altında — Çin'in yükselişi, doların rezerv para birimi olarak sorgulanması, NATO içindeki gerilimler. Hürmüz'deki bir başarısızlık bu süreci başlatmaz ama ivmesini ciddi biçimde artırabilir.

Öte yandan ABD'nin İngiltere'den farkı, 1956'daki İngiltere'nin arkasında duran bir patronunun olmasıydı: ABD. Bugün ABD'nin arkasında durup "geri çekil" diyecek bir güç yok — bu hem avantaj hem de tuzak.


Asıl Soru: Kontrol Ne Demek?

"ABD kontrolü sağlarsa" cümlesi, aslında içinde en çok muğlaklık barındıran kısım. Hürmüz'de kontrol, İran'ı yok etmek anlamına gelmiyor — zira İran'ın füze kapasitesi, vekil ağları ve bölgesel etki alanı düşünüldüğünde bu, bitmesi son derece güç bir çatışmayı başlatır. Kontrol, boğazda ticaret gemilerinin güvenle geçebildiği ve hiçbir tarafın geçişi tek taraflı engelleyemediği bir denge anlamına geliyor.

O dengeyi korumak, ABD'nin bugün sahip olduğu askeri kapasiteyle mümkün — ama maliyeti sıfır değil. Ve asıl tartışma da burada başlıyor: o maliyeti ödemeye hazır mısınız, ne kadar süreyle?

Hürmüz bir savaş alanından çok bir sabır testi. Ve tarih, sabır testlerinde büyük güçlerin sandığından çok daha kırılgan olduğunu defalarca gösterdi.

12 Mart 2026 Perşembe

Akrabalık Derecesi Nasıl Hesaplanır? Türkiye'de Akraba Evliliği Yasağı: Hangi Dereceye Kadar?

Türk Medeni Kanunu'nun 129. maddesi üçüncü dereceye kadar olan kan akrabalarıyla evlenmeyi yasaklıyor. Peki bu "derece" tam olarak neyi kapsıyor — ve merak edilen asıl soru olan kuzen evliliği bu yasağın içinde mi?


Akrabalık Derecesi Nasıl Hesaplanır?

En pratik yöntem şu: kendinizden başlayın, diğer kişiye ulaşana kadar kaç kuşak atladığınızı sayın. Her adım bir derece.

1. derece: Anne, baba, çocuklar. Doğrudan sizden ya da sizin onlardan geldiğiniz kişiler — tek adımda ulaşıyorsunuz.

2. derece: Kardeşler, büyükanne, büyükbaba. Kardeşinize ulaşmak için önce annenize ya da babanıza, oradan kardeşinize gidiyorsunuz. İki adım. Burada çoğu kişi yanılıyor: kardeşler aynı evde büyüdüğü için birinci derece sanılıyor. Ama akrabalık bağı doğrudan değil, ortak ebeveyn üzerinden kuruluyor — bu yüzden her zaman iki adım gerektiriyor.

3. derece: Teyze, dayı, amca, hala ve yeğenler. Teyzenize ulaşmak için siz → anneniz → annenizin annesi → annenizin kardeşi yolunu izliyorsunuz. Üç adım.

4. derece: Kuzenler. Siz → babanız → dedeniz → amcanız → amcanızın çocuğu. Dört adım.




Yasak Nerede Bitiyor?

Kanun üçüncü dereceye kadar evliliği yasakladığına göre teyze, dayı, amca ve halayla evlenmek mümkün değil. Ama onların çocukları — yani birinci dereceden kuzenler — dördüncü derecede kalıyor ve yasal bir engel bulunmuyor.

Kısaca: halanızla evlenemezsiniz, halanızın çocuğuyla evlenebilirsiniz.


Hızlı Başvuru Tablosu

Akraba Derece Yasak?
Anne, baba, çocuk 1. derece Evet
Kardeş, büyükanne, büyükbaba 2. derece Evet
Teyze, dayı, amca, hala, yeğen 3. derece Evet
Kuzen 4. derece Hayır

Bonus: "Birinci Derece Kuzen" Ne Demek?

Bu ifade dedeleri ortak olan en yakın kuzenleri tanımlıyor. Dedelerin babası ortaksa ikinci derece kuzen, daha yukarı çıktıkça mesafe artıyor. Teorik olarak yeterince geriye gidildiğinde bütün insanlık birbirinin çok uzak kuzeni — evrimsel biyoloji de tam bu yüzden tüm canlıları "kuzen" olarak nitelendiriyor.

ABD Borsasından Temettü Alan Türk Yatırımcılar İçin Vergi Rehberi

ABD borsalarına yönelen Türk yatırımcıların sayısı her yıl artıyor. SCHD, VYMI, JEPQ gibi yüksek temettü verimliliğine sahip ETF'ler öz...